1 Temmuz 2019 Pazartesi

Gökçe Nur Karakullukçu - Kahverengi Defter


en güzel aşk şiir kitapları
sürreal sevmeler bizimki.
aşk da zaten gerçeğin çarpıtılmış bir yansıması gibi sudan hayata.
damlalar gözlerimden gökyüzü gözlerine akar.
kahkahalarım kulaklarından geçip dudaklarına yerleşir.
anlamsızca konuştuğumuz derin konularımız manşet gazetelere.
bir susurluk kazasında sönen ışıklar yeniden yanıyor gözlerimizde.
eroinman kızın kokainman arkadaşının keş sevgilisi sürrealizmi dadaizme tercih edermiş.
gerçeküstü dışavurumculuğu içinin temizliğindenmiş.
bir gün bir çocuk yanlışlıkla tiner içmiş.
müstakbel sevgilisi o gece tinerli kızın rüyalarından rüya seçmiş.
bir kapı gıcırtısından yağmur şakırtısına kadar her şey aşk doğan kızın kanından içmiş.
bir rüyaymış gelmiş geçmiş.
sonra bir gün yalancı tesadüfi karşılaşmada ellerini yitirmiş aşk geri gelmiş.
aşk sürreal sevişmelerle etini ısıran köpekmiş.
dadaizm keşin içine işlemiş.
bana ne demiş sevgilisi.
ten ten’in köpeğinin adı Milou değil.  (sf. 271120141355)

her gün yeni bir çiçek soluyor bahçemde,
arsız büyüyen otlar sarmış etrafını..
karanlık içeren gülüşler sonsuz gecelerden kalbimize akmış..
karanlıkmış sokaklar,
evler çok yalnızmış.(sf. 280820142127)

yüz yılı aşmış yalnızlığın
korkusuz, uykusuz binbir gecenin rengi teninde,
baktığın manzaranın rengi gözlerinde kalmış..
kuşlar havalanıyor her konuştuğunda
dudaklarından gökyüzüne..
karanlıklar sustuğunda başlıyor.
bu gökyüzü bu manzara
donup kalıyor ellerin tenime değmediğinde..
teninin sıcağı yaz güneşi,
kavurup yakıyor tenimi.
yine ağustossun, temmuzumsun,
son yaz sıcağım sonsuzumsun sen.. (sf. 290820141115)

denizin altında ölü gözleri mor köpek dişisi
dalgalanıyor suda bir denizkızının saçları gibi
bilmediği bir şeye dokunan biri gibi ürkek
ve ölü..
ölü gözleri açık, mor.
bir yaraya ağlamışçasına bakıyor suyun dibine çökerken.
ölü gözleri mor bir köpek dişisi
dişlerin keskinliği binbir korkunun özeti
hadi ısır beni!
son bir defa daha.. (sf. 141020141032)

ömrüm engelli bir çocuk
çoktan terk edilmiş
ne güller biter bahçesinde
ne bülbüller şakır..
hayat sürerken ben öldüm,
gün doğumunun zehre açtığı kapıda seni gördüm,
şimdi avucunda duran şarap bardağında
ya da rakı kadehinde gizlenen benim
baldıran..
hadi iç kana kana
aç kanatlarını bana
yaşamım dudaklarının arasındaki sigara
hadi iç
sonuna kadar.. (sf. 031120142137)

zihni pamuk şeker dolu kadınların zarif aşklarından değil benimki,
pas ve kan dolu bir keder sevmek!
kahırdan çürürken yürek bu nasıl sevmek?
kurban edilen uçan balonları kurtarmak istiyorum aşkınızdan!
bir tutam ya da daha azken gerçek,
gerçekten birini sevmek..
kan ve kir dolu yataklarda öperken,
hiçbir şey düşünmeden..
sadece o ve ben..
yıldızlı geceleri ezip geçerken gözleri,
kalbinin yokuşlarında nefessiz,
kan ve terin dehşeti..
hangi gök
yüzünden güzel? (sf.041120140000)

elinde oyuncak zaman senin,
yoksun,
çekersin uzar.
bitmez günler, bitmez sigaram.
varsın,
unutursun onu.
kısalır gün, hızını esirgemez aşktan.
dilimde zaman bir yalan benim
ve ben o zamana ne kadar muhtaçsam,
büyür yalanım.
kalırım yalnız.
bir gün batımı,
gözlerinden gidişine..
zaman küçülür,
ellerim donar her gün çekilirken.
et, kemik, kan ve tenin.
giderken sen gider seninle.
gün, güneş, aydınlık hep senin.
yalanlarım yetmez günü uzatmaya.
gitmeden önce her defasında sen
çekilir kanım içimden,
bitmez gün, bitmez.. (sf.041120140224)


mahrem aşkın namahrem tanrısı,
gözlerinin yeşil sularında boğulduk..
elinde paslı makas,
saçlarımı kazıyor hayat.
alaturka – arabesk şarkıları dinlemek ne demek!?!
bunca bedel varken ödenecek,
parlak güneşi sevmek..
kirli yatak odalarında otellerin sevişmek..
sevdiğinden uzakta ölmek ne demek!
saçlarımı kazımışken hayat sevmek gerek.
çift kağıda sarılmış yeşilinden gözlerinin
hayatı üfleyerek..
mahrem aşkın namahrem tanrısı!
gözlerinin yeşilinde yaktığım sigara son üflemede,
içmek gerek.
yeniden, çok severek.. (sf. 041120141038)

kağıttan gemiydim gözlerinin nehrinde.
ne kağıttan olduğumu biliyordum ben
ne sen haberdardın gözlerinden akan nehirden.
tuhaf bir yolculuktu benimki..
bilinmezden aydınlanmaya.
sen aktıkça gözlerinden ben büyüdüm.
sonunda vadilerini bombalayan savaş gemisi oldum.
savaş büyüdü ben büyüdüm..
nehrinin denize döküldüğü o yerde vuruldum.
şimdi ölüyüm,
nehirden çok uzakta,
paramparça,
okyanusta.. (sf. 051120140922)

gel,
yitirdiğim yerden bul beni.
gel,
kaybolduğumdan beri görmedim seni.
yetimimden
yitimimden,
özlemlerimi akıttığım yerden öp.
öpmezsen ölür içimdeki çocuk.
gel,
bir defa daha.. (sf. 121120141159)

geceymişim, ayazmışım, az-mışım
azmışım da elleri kolları bağlı bir çok’a kanmışım,
çölde su bulan bedevi misali aşkla yanmışım,
azmışım çokmuşsun ne fark eder ki?
ben bütün çocukluk oyunlarımı hayaletlerle oynamışken
hayat çok gerçekmiş bana ne!
(sf. 2612014850)

sarhoş ruhum sarhoş beden
ellerini çekme bu gece üzerimden
döner başım bir sandal sallantısı sevişmesinde
ne olur tut ayakta duramıyorum yine
yeşilinde gözlerinin kırmızı alevler
baktıkça yanıyorum,
baktıkça yanıyor evrenim
yine.. (sf. 1412201141405)

Hangi kabustan uyandın bu sabah?
Naneli şekerlerin çilekli sakızların neredeydi?
Geçmedi mi ağzından kanın demirsi tadı,
Yoksa yalnızlıktan mı bütün bunlar?
Evcil kedini hangi araba ezdi?
Yoksa kendi düğününde yediğin onun eti miydi?
Kim uyandırdı seni bu sabah bu kabustan?
Kırık kanatların mı;
Kırık kemiklerin mi;
Yoksa kırık kalbinin sahibi mi?
Kim o sahi?
Ne zaman yenildi?
Aşkın ölüm kokan tarlalarında isimsiz bir ceset miydi?
Söyle adı neydi sahi? (sf. 161220141715)


Kalbimin dikenli tellerine takıldın
Bakışlarımdan sızıp içimde kanadın
Çok mu yalnızdın?
Çok mu aşıktın?
Oysa ben bu muammalı aşktan
Öyle çok kurtarmak istemiştim ki seni!
Bana bir şeyler demeliydin,
Denemeliydin..
Bu günü güneşle karşılarken beni
Karanlık dehlizlerinde yalnızlığın
Bırakmamalıydın sen
Sahipli insana sahip çıkamazdım ki ben.. (sf. 030120151337)

Tanıdığım yüz
O
Her zaman kalbime gülümseyen ışık
Aşk insanların söylediği gibi değil
Birisi ya da hepsi
Her zaman doğru kişiyle olmanı ister
Ya biz toplumdan soyutlanmış deneysel tohumlarsak?
Ve kim ya da ne
Hep ya da hiç umurumuzda değilse?
Ruhumuzda değilse dünya?
Ya da biz kaçmayı başarmışsak toplumsal aşktan?(sf. 030420151743)
Özel Teşekkür: Gökçe Nur Karakullukçu'ya, dostluğunu, sohbetini, sırdaşlığını ve yol göstericiliğini asla esirgemediği için... 
Dip Not: Sayfa sayıları yanlış girilmemiştir, -yazarımızdan onay alarak- kişisel tercih olarak seçilmiştir.

3 yorum:

  1. Sanırım şu ana kadar hayatta gördüğüm en güzel şeydi bu. İnsanın kalbine bu kadar yoğun duygular işleyebilen bir tarz.. Etkili bir kalem.. Daha neler yazardım buraya.. Hayatı özetlemişsiniz.
    Yeni paylaşımlarınızı büyük merakla bekliyor ve Gökçe Nur Hanım'a bolca selamlar gönderiyorum..
    Sevgiyle kalın..

    YanıtlayınSil
  2. anlam dolu bir kitap ve yine harika ötesi çizimler senden. her şeyiyle çok sevdim

    YanıtlayınSil
  3. Love this site :)

    YanıtlayınSil