2 Ocak 2020 Perşembe

Iain Reid - Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum


Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum.
Bir kere insanın aklına geldi mi bir daha gitmiyor bu düşünce. Sürekli hatırlanıyor. Zihinde oyalanıyor. Hayata hükmediyor. Yapabileceğim pek bir şey yok. İnanın bana. Kurtulamıyorum bir türlü. İstesem de istemesem de hep orada. Yemek yerken. Yatakta. Uyurken. Uyandığımda. Hep orada. Her an.
Aklıma geleli uzun zaman olmadı. Yeni bir düşünce ama eskiymiş gibi geliyor aynı zamanda. İlk ne zaman geldi aklıma? Peki, ya aslında benim aklıma gelmediyse ve tam olarak gelişmeden önce tohum halinde zihnime yerleştirildiyse? Dile getirilmemiş bir düşünce sahte bir düşünce midir? Belki başından beri biliyordum. Belki başından belliydi böyle olacağı. (sf. 7)

Bir şeyin tehditkâr olduğunu nasıl anlarız? Bir şeyin masum olmadığını anlamamızı sağlayan nedir? İçgüdü her zaman mantıktan üstündür. (sf. 21)


 Yanıtlanması gereken tek bir soru var. (sf. 26)

“Bütün cevapları bilmediğimiz, her şeyi açıklayamadığımız için memnunum. Uzay gibi. Belki de bütün cevapları bilmemiz gerekmiyor. Sorular iyidir. Cevaplardan daha iyidirler. Hayat hakkında daha fazlasını, nasıl geliştiğimizi, nasıl ilerlediğimizi bilmek istiyorsan önemli olan sorulardır. Zekâmızı zorlayan ve geliştiren şey sorulardır. Bence sorular kendimizi daha az yalnız hissetmemizi, diğerleriyle bağlantılı olmamızı sağlıyor. Her zaman her şeyi bilmek gerekmiyor. Bilmemenin de kıymetini biliyorum ben. Bilmemek insanca bir şey. Uzay gibi. Çözümlenemez ve karanlık” diyorum. “ama tamamen değil.” (sf. 36)

“Öykünü anlat sen. Hatıraların hemen hepsi kurmacadır ve yoğun düzeltide geçmiştir. Sen anlatmaya devam et.” (sf. 40)

Varlığımın anlamı, hayatın bana bir soru sormasıdır. Veya, tam tersine, ben dünyaya sorulmuş bir soruyum ve cevabımı vermem gerekiyor, yoksa dünyanın vereceği yanıta mecbur kalırım. (sf. 41)

‘Hayatta bazı şeyler’ dedi, ‘ki sayıları fazla değildir, yağmurlu günlerin, kendini yalnız hissettiğin anların ilacıdır. Bulmacalar öyledir mesela. Her birimiz kendi bulmacamızı çözmek zorundayız. (sf. 43)



“Bir anı her hatırlanışında başka bir şeydir. Kesin değildir. Hakiki olaylardan esinlenen öyküler büyük ölçüde kurmacadır. Hem kurmacayı hem anıları bir arada hatırlar ve anlatırız. İkisi de birer öykü biçimidir. Öyküler aracılığıyla öğreniriz. Öyküler aracılığıyla birbirimizi anlarız. Ama hakikat yalnız bir kere gerçekleşir.” (sf. 46)

Kendimizin yönettiği düzeni neden terk edelim? Neden tek bir ilişki uğruna pek çok farklı ilişki yaşama fırsatını bir kenara atalım? Çift olmanın pek çok avantajı var, bunu anlıyorum ama daha iyi mi aslında? Yalnızken, biriyle birlikte olmanın hayatımı nasıl düzelteceğini, mutluluğumu ne kadar arttıracağını düşünüyorum hep. Ama öyle mi aslında? (sf. 54)

Küçük, kritik hareketler yeterli midir? Küçük jestler kendimizi iyi hissetmemizi, başkaları hakkında iyi şeyler hissetmemizi sağlar. Küçük şeyler bizi birleştirir. Her şey gibidirler. Birçok şey bunlara bağlıdır. Dinden ve Tanrı’dan farklı değildir. Belli yapıların hayatı anlamamızı sağladığını sanırız. Yalnızca anlamamızı değil, bizi bir şekilde rahatlattığını da. Hayatımızın geri kalanını bir kişiyle birlikte geçirmemizin daha iyi olacağı düşüncesi, varlığın temelindeki hakikatlerden biridir. Gerçek olmasını istediğimiz bir inançtır.
Yalnızlıktan, bağımsızlıktan yoksun kalmak çoğumuzun sandığından daha büyük bir fedakarlık. Aynı yaşam alanını, bir hayatı paylaşmak yalnız olmaktan çok daha zor. Aslına bakarsanız, çift olarak yaşamak neredeyse imkansız bir şey, değil mi? Hayatınızın geri kalanını birlikte geçireceğiniz başka birini bulmak? Birlikte yaşlanacak, birlikte değişecek birini? Her gün göreceğiniz, ruh hallerine ve ihtiyaçlarına karşılık vermeye çalışacağınız birini? (sf. 55)



Zeka her zaman iyi midir? Merak ediyorum. Peki ya ziyan edilirse? Ya memnuniyetten çok yalnızlığa neden olursa? Ya üretkenlik ve zihin berraklığı yerine acıya, izolasyona, pişmanlığa neden olursa? (sf. 55)

Yalnız olmak kendimizin en gerçek haline daha yakın olmak anlamına gelmiyor mu? Başkasıyla bağlantı halinde değilken, onların varlığı ve yargılarıyla seyreltilmemişken daha çok kendimiz değil miyiz? (sf. 66)

Evliliklerin çoğunun yürümediğini gösteren istatistiklere rağmen insanlar evliliğin normal olduğuna inanıyor. Çoğu insan evlenmek istiyor. Başarı oranı bu kadar düşük olmasına rağmen, insanların kitleler halinde denediği başka bir şey var mı? (sf. 66)

Bu odada son yirmi yıl içinde satın alınmış hiçbir şey yok. (sf. 77)

Uyumam gerek. İki üç gece kesintisiz, iyi bir uyku çekmem lazım. Kafamda dönüp duran düşünceler, kabuslar, cevapsız aramalar, kesintiler olmadan uyumam lazım. (sf. 109)

“Var olmak umutsuzluk çekmekten başka bir şey değildir… çünkü var olmuyoruz, var ediliyoruz.” Okuduktan sonra ne anlama geldiğini düşündüm bu pasajın. Hüzünlü bir öykü daha. (sf. 138)

Başkaları aklımızdan geçen düşünceleri nadiren biliyor. En yakın olduklarımız ya da en yakın göründüklerimiz bile. Belki de bu imkânsızdır. Belki de en uzun, en samimi, en başarılı evliliklerde bile taraflardan biri diğerinin düşündüklerini bilmiyordur. Başka birinin zihninden geçenleri asla bilemeyiz. Düşüncelerini asla okuyamayız. Oysa önemli olan, düşüncelerdir. Gerçek olan, düşüncelerdir. Eylemler sahte olabilir. (sf. 141)

Korkunun, terörün, dehşetin geçici olduğu sanılıyor. Balyoz gibi hızla indiğini ama kalıcı olmadığını sanıyor insanlar. Doğru değil bu. Yerlerine başka duygular gelmezse, solup gitmezler. Derinlerdeki korku olduğu yerde kalır, yayılabilirse yayılır. Onu aşamaz, ondan daha zeki davranamaz, onu bastıramazsınız. Tedavi edilmezse şiddetlenir. Korku, alerjik reaksiyon gibidir. (sf. 159)

Şimdi de kalbimde sıra. Ona kızgınım. Sürekli küt küt atmasına. Kalbimizin farkına varmayız genelde, ben neden kendi kalbimi sürekli fark ediyorum? Neden böyle atmasına öfkeleniyorum? Çünkü başka seçeneğim yok. Kalbinizi ark edince atmayı bıraksın istiyorsunuz. Ritmik atışlarından kurtulmak, dinlenmek istiyorsunuz. Hepimiz dinlenmek isteriz. (sf. 164)


İyi misin, kötü mü? Yanlış soruydu. Hep yanlış sorulardı. (sf. 172)

Kalp atışlarımızı düşünmemeye karar veriyoruz.
Etkileşime girmek, bağlantı kurmak şarttır. Hepimizin ihtiyacı olan şey. Yalnızlık kendini sonsuza dek besleyemez, ta ki beslenmeye başlayana dek.
Tek başımıza dünyanın en iyi öpüşen insanı olamayız.
Belki de bir ilişkinin gerçek olup olmadığını ancak bu şekilde öğrenebiliriz. Daha önceden bizimle bağlantısı olmayan biri, gerçek olabileceğini asla düşünmediğimiz, asla inanmadığımız bir şekilde bizi tanıyıp öğrendiği zaman. (sf. 173)

Sözlük:


Eşit: Başka bir şey kadar kötü olan.

Sıcakkanlı: Baş belası olmaya alışmış olan. Dünyadaki en şefkatli varlık ıslak köpektir.

Özel Teşekkür: Begüm Kovulmaz'a...

2 yorum:

  1. Cizdigin kitapları toplama gibi bir aliskanligim var ve işe bak ki stok dışı gözüküyor nedeen nedeeen :) direk senli versiyonu alsam? ama çizdiğin sayfalar nası okunucak bilmiyorum o yüzden tamamlamak için sen de gel ^^ okulda kitaplarıma ne güzel çizip çizip veriodun okulu terk ettın dıye unuttun mu he :d

    YanıtlayınSil
  2. İtinayla çizilmiş satırlar.... Harika!

    YanıtlayınSil