28 Ağustos 2018 Salı

Hakan Günday - Kinyas ve Kayra

kinyas ve kayra alıntı ve analiz
İnsanın en büyük hatası kendini seyretmemesidir. O kadar çok ilgilenir ki dekorla! Tanıyamaz bir türlü başaktörü.
Belki de dünyada sadece onun yanındayken kendimi hâlâ yalnız hissedebildiğim için böylesine garip bir dostluğumuz var. Birbirimize anlatacak hiçbir şey ve her şeyimiz var. Ve aynı zamanda, o kadar umursamıyoruz ki söylenenleri, olanları, aynı odada bulunduğumuzu bile unutabiliyoruz. Onu sevdiğimi söyleyemem çünkü duygularım yok ama hayattaki tek bağımlılığım olduğunu itiraf edebilirim. (s.28)

Kin’in Yas’ından eser kalmaz bu gidişle. İsmim Ahmet olur. Pierre olur. İnsanın hayvanından eser kalmaz bu gidişle. Mesleğim işçilik olur. Politikacılık olur. Hayatın ölümünden eser kalmaz bu gidişle. Evim uyku olur. Kinyas rüya olur… (sf. 49)

Ülkesinde yaşayamayacak kadar vahşi, burada mutlu olamayacak kadar medeni… (sf. 49)

İlkellik yakında hepimiz için güzel bir anı olacak. Çok özleyeceğiz onu. Basitlikten tekrar doğacaktık oysa ve o kapıyı da kapatıyoruz. Üstüne de bütün insanlık oturuyor. (sf.55)

İnsan tercih eder. Öğrenmek ve mantığını çözmek arasında bir tercih yapar. Öğrenen insan her şeyi ezberler. Şarkı sözlerini, kitap isimlerini, büyük düşünürlerin doğum ve ölüm tarihlerini ezberler. Mantığını çözmeye çalışansa hayatın işleyişini kavramaya uğraşır. İsimlerin, tarihlerin bir önemi kalmaz. Birkaç temel bilgi yeter sanatın, hayatın mantığını çözmek için. İkinci gruptakiler hatırlamazlar. Sadece nedenlerini bilirler. (sf. 104)

Emek. Sermaye. Bölmüşler kendilerince dünyayı ikiye. Biri diğeri olmadan yaşayamayan iki ayrı sürü. Eğer kabul edersen hayatı geldiği gibi, bulursun kendini cephelerden birinin içinde. Kafanı kaldırsan göreceksin oysa hepsinin kuru gürültü olduğunu (sf. 119)

Aşık oldukları halde okullarına, işlerine giden, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranan insanlardan hep iğrenmişimdir. Midemi bulandırır vasat sevgililer. Tabii aslında onları da anlamak gerek! Ait oldukları burjuva sınıfının bir gereği olarak kontrolsüz hareketin en büyük düşmanı olmaya mecbur bırakılmışlardır. Kontrolsüzlük, anormallik, farklılık, bütün bunlar korkutucu gelir burjuvaya. (sf. 186)

O kadar iyi yalan söylüyordu ki ailesinden bile yıllarca her şeyden nefret ettiğini saklayabildi. Eğer anlasalardı bir gün Kayra olacağını, eminim kanlarının ve paralarının son damlasına kadar oğullarını iyileştirmek için savaşırlardı. (sf. 208)

“Üçüncü dünya ülkelerinde insanlar arabalarını, kamyonlarını boyarlar, üzerlerine resimler çizip, yazılar yazarlar. Çünkü Üçüncü Dünya ülkesi insanı bindiği makineyi icat etmemiştir. İcat etmediği için de yakın hissetmez kendini. Sahibi gibi görünmesi, karakter kazanıp kişileştirilmesi gerekir arabanın. Kullandığı her ithal makineye isim takıp sadece kendine has şekil ve yazılarla damgalaması, Üçüncü Dünya’nın asla yok olmayacağını gösterir. Birileri, sahip olduğu aleti boyamaktan vazgeçene kadar da yok olmaz! Kadın suratını boyar. Çünkü suratı kendisine değil, güzelliğini takdir edecek olan erkeğe aittir. Kimse kendi yarattığı bir boku boyamaz!..” (sf. 217-218)

‘Ben konsomatrisim’ diyordu kadın. Ne de olsa Paris’ten gelmişim. Az çok Fransızcam var. Kaldığım evin kapıcısıyla iki üç sefer, birkaç kez de havayolları bürosundaki kadınla pratik yapma fırsatım olmuştu. Konsomatris! Yani consommatrice. Yani tüketici. Bir yanıt vermem gerekiyordu. ‘Hepimiz öyle değil miyiz?’ dedim… (sf. 221)

kinyas ve kayra alıntı

Çünkü geçmişte kendilerini, akla gelmeyenleri yapmaya adamış iki adam vardı. Birbirlerinden sigara isteyen, güç isteyen. Oysa bugün, iki canavar var, kendilerine dünyayı dar gören. Değil aynı ipte durmak, aynı kıtaya bile sığmayacak kadar şişmiş iki beyin. (sf. 258)

Dünyayı reddinin nedenini belirleyebilmiş mi kafasında, yoksa o da kuşağının çocukları gibi sıkıntıdan mı girmiş bu işe? Nedenini biliyor. Sadece çağının çocuklarına değil, kimseye benzemiyor. Nedeni bir tane. Her şeyin, içinde her gün büyüyen sonsuzluğunun nedeni bir tane. O da yaşadığı hayata uzaktan bakabilme yeteneği. Kişinin öncelikle kendine uzaktan bakmasıyla başlayan daha sonra bütün hayatına, dostlarına yayarak keskinleştirdiği uzaktan seyredebilme yeteneği. Zaman içinde normal bir insanın yapması gerekenlere, bunları yaparken itaat etmesi gereken toplumsal ahlaki ve yasal kurallara uzaktan bakabilme yeteneği. Ve kayra içinde keşfettiği bu yetenekle kendini, sihirbazın numaralarının gerçek yüzlerini bilen ve eğlenemeyen bir çocuk gibi hissediyor. (sf. 319)

Devletten habersiz hiçbir iş yapılmamalı! Onun anlayamayacağı kelimeler çıkmamalı yurttaşların ağzından. Devlet beş yaşında bir çocuk gibi. Onun seviyesinde konuşulmazsa, büyükler gezmeye giderken yanlarına alınmazsa ağlamaya, kırıp dökmeye başlıyor. (sf. 380)

Toplumsal sözleşme diye bir saçmalık hiçbir zaman var olmamıştır. Kimse, kendi çıkarları için birilerine devlet olma yetkisi vermemiştir. Benciller ve korkaklar dünyasında çıkar, kişisel dolandırıcılık yeteneğiyle elde edilir. (sf. 380)

hakan günday inceleme

Sormuyorlardı ama. Hiçbir şey sormuyorlardı. Soyluluk sadece şatolarda yaşamak değildi. İşte buydu! Sormamak. Sadece anlatılmak isteneni dinleyecek kadar meraka sahip olmak… (sf. 463)

Dip Not: Çizimler depresif bir anımda -o zamanlar henüz okumadığım- bu kitabın elimin altına gelmesi sonucunda yapıldı, paylaşıp paylaşmamamakta kararsızdım, sonra yükle gitsin dedim! Sonraki yayınımda telafi ederim, sırada Fahrenheit 451 çizimleri var!

9 yorum:

Enes Bağcı dedi ki...

Herkes kendinden bir parça bulmuştur belki. Çok yakın bir arkadaşım vardı. İkimiz de liseyi bırakmış, aynı yerde çalışmaya başlamıştık. Pek inançlı değildik, öldükten sonra her şeyin kapkaranlık olacağını düşünüyorduk ve ne zaman öleceğimiz belli değildi. Bu yüzden de pek umursamıyorduk. Paramızı alır almaz hepsini alkole basıyorduk. Bize göre herkes salaktı, uğraştıkları her şey boşunaydı. Belki Kinyas ve Kayra kadar uçlarda yaşamadık ama birçok benzerlik vardı. Sonra ben okumaya karar verdim. İşten ayrıldım, dershaneye gittim. Geçen sene bitirdim açıktan liseyi, bu sene de üniversite sınavına girdim. Kinyastım ben ve Kinyas'ın yolunu okurken baya ağlamıştım. İçim umutla da dolmuştu. Eminim şimdi diyodur arkamdan "*** kan kardeşim Enes gitti.

Gamze Gündoğan dedi ki...

Hakan Günday in bütün kitaplarini okudum. Harika bi anlatimi var. Öyle salya sümük aşk romanlari yazmıyo adam. Çok ince kelime oyunları var. Çok derin dokundurmalari var. Kitapları sırasıyla okumanizi tavsiye ediyorum. Çünkü bi sonraki kitapta bir önceki karakterle karsilasabiliyosunuz.

Mahsun Tanhan dedi ki...

bu kitapta beni büyüleyen bir şey var tek kelime ile muazzam :)

Alsema dedi ki...

Ben gayet beğenmiştim fakat bazıları "ergence" bulabiliyor. Yanlış hatırlamıyorsam lise zamanlarında yazmaya başlamıştı, ondan kaynaklanıyor bu da muhtemelen. Yine de ikinci yarısında baya toparlanmıştı. Diğer kitaplarını da tavsiye ederim. Özellikle Daha baya etkileyiciydi.

kutlu kamalı dedi ki...

hakan günday'ın yazdığı kinyas ve kayra çağdaş Türk edebiyatında kült olarak kabul edilir arkadaşlar. eleştirmek, yorum yapmak çok zordur.

gözde dedi ki...

Ben şuan bu kitabı okuyorum . Başlarda sıktı yarım bırakmak istedim . Ama şuan acayip sardı . Yani olaylar değil ama içinde kinyas ve Kayranin ağzından anlatılan düşünceler acayip güzel ve farklı.

buse dedi ki...

Sayın Günday, ilişkimize verdiğimiz bir yıllık araya rağmen aramızdaki heyecandan ve şiddetin dozundan bir şey kaybetmemiş olmamız beni ziyadesiyle mesut etti. Lütfen anlattıklatınızla beni hırpalamaya, anlatımınızla onarıp büyülemeye devam ediniz...

Geçen sene Hakan Günday'ın "AZ" romanı ile başlayan Günday hayranlığım peş peşe iki kitabını (Kinyas ve Kayra, Zargana) okumamla perçinlendi. Aynı zamanda ciddi anlamda hırpalayıcı tarzı yeni bir kitabına başlayabilmem için zamana ihtiyaç duymama sebep oldu. Günday'ın okuyucuya acımayan, şiddeti ve kötülüğü bütün çıplaklığı ile aktaran üslubunu -benim tarafımdan- hazmedilebilir kılan şey anlatımın büyüleyiciliği ve kelimeleri (sahip olduğu bütün anlamları ve çağrışımları ile) ustalıkla kullanışıdır.
Benim için Günday okumak oldukça tehlikeli bir nehirde bütün güvenlik ekipmanları ile donatılmış halde rafting yapmak gibi. Bu arada, Kinyas ve Kayra çizimleriniz de çok güzel olmuş. Azil ile devam edeceğim, umarım bir gün onu da okur ve çizersiniz ya da okudunuz mu?

Osman Demirci dedi ki...

Betimlemeleri, çıkarımları, kitaptaki karakterlerin hayata bakışları çok güzel. Etkileyici. Tek kelimeyle etkileyici. Ben Az ile başladım Hakan Günday okumaya. Az kelimesini nasıl tanımladığını gördükten sonra keyifli olacak okuması dedim. Lakin öyle oldu.

Yıldız Yalçın dedi ki...

Hani derler ya bir kitap sizi şaşırtmalı, sarsmalı, neye uğradığınızı bilemeden öylece kitaba kilitlemeli ve nefes almadan okutmalı. İşte bu yazar ve okuduğum bu 4.kitabı bana aynı duyguları yaşatıyor her defasında. Adeta çiviliyor sizi olduğunuz yere, kurguya ve karakterlerle ete kemiğe büründürüyor. Yazar 'ın kelimelerle dansına ve akılalmaz hayalgücü cesaretine hayran kalıyorsunuz Sıradışı, cesur, keskin ve bir o kadar da sarsıcı kalemi var.
Kesinlikle hayatınızda iz bırakan kitaplardan olacağı kanaatindeyim.

Yorum Gönder

 
;