22 Mayıs 2019 Çarşamba

Sibel Karabulut - Kar Kiraz Kuşu



en güzel kitap çizimleri

“Uçarak değil, seyahat ederek göç etmek istiyorum. Nesi tuhaf bunun? Farklı olmaktan, farklı bir şey yapmaktan neden korkuyorlar ki? Uçmak; evet özgürlük, gökyüzü ve bulut, evet. Özgürlüğün, uçsuz bucaksız gökyüzünde uçmak olduğunu sanıyorlar sadece.” diye hayıflanıyordu tünediği yerde. Köyleri, kasabaları, şehirleri, ülkeleri kuş uçuşu geçip gitmek değil, kuş gözüyle görmek istiyordu. (sf. 9)

“Birlikte yolculuğa çıkacağımıza inanmıştım, benimle geleceğini düşünmüştüm.”
“Bak ne güzel söylüyorsun, sen inanmış, sen düşünmüş, sen beklemiştin. Hiç kimseden hiçbir şey bekleme. Sadece kendine inan, başkalarının da ne söylediğine aldırma ve asla hayallerinden vazgeçme. Sadece kendine inan. Unutma, kendinden başka kahraman yok!” (sf. 12)
 
İnsanların şehirden daha da karmaşık olduğunu anladım. Birbirlerini görmeden, birbirlerine bakmadan oradan oraya koşuşturuyorlar. Hatta bir meydanda kavga eden iki kişiye ve onları izleyen diğer insanlara şaştım kaldım. Birbirlerine ‘Kuş beyinli, hayvan, öküz, eşşoleşşek…’ gibi laflar sarf ediyorlardı. Oysa kuş kuştur, öküz öküzdür, insan da insandır. İnsan olmayı bilemediklerinden mi konuya bizi de dâhil ediyorlar acaba, diye sormadan edemedim. (sf. 12)

kafes özgürlük kitap

Sonsuz özgürlüğü onda, bunda, şunda, birinde, birilerinde ararlarken konuyu biz kuşlara da bulaştırmaları ne garip! İnsanın çekip giden içindeki kuşlara, satın aldığı beygir gücüyle yetişmeye çalışması ne büyük çelişki değil mi Niobe? Ne yapmaya çalışıyorlar sence? Kuşların da yapmak istedikleri ve yapmak zorunda oldukları yok mu zannediyorlar? Her şey kalbinizde, sonsuz sevgiyle bütünleştiğinde başlar. Lafı çok uzattım. Demek istiyorum ki, insanların temel harcında sevgi yok o zaman. Belki de yok denecek kadar az da olsa var da, harcını iyi mi karamıyorlar? (sf.13)

alıntı kitap

Artık özgürüm ama özgür olmanın suçluluğunu taşıyorum. Arkadaşlarımın medarıiftiharı olurum umarım. Kaçışımın onlara dayanak olmasını, cesaret vermesini dilemekten başka yapacağım hiçbir şey yok. Buralarda olmalıyım ki kaçana yardım edebileyim.” (sf.22)

Dostoyevski ‘Dünyayı güzellik kurtaracak!’ Sait Faik Abasıyanık da ‘Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.’ Demiş. Umut var mı dersin?” (sf. 27)

kitaplardan güzel sözler

“Martılık yol almaya çalışıyor biz dokuz yüz otuzlardan beri. Nazım Hikmet yazdı, Mesut Cemil besteledi, Münir Nurettin Selçuk söylüyor. Martılar ah ederek kanat çırparlar. Biz de, “Görünsün karşıdan insanlık.” Diye gürültü çıkarıyoruz ama nafile. ‘Bu tutmuş, bu pişirmiş, bu yemiş’ misali, ne yazık ki ‘Hani bana?’ diyen yok. Yakında dünyanın takati kalmayacak. Kendinizle birlikte dünyayı ve herkesi kirletiyorsunuz desek de söylediklerimizi kimse umursamıyor. İnsanları kendine getirme çabamızı gören, anlayan yok. (sf. 36)

“…Hıncı tavan yapar gelir sana tekme atar, hırsını alır. Şefkati hortlar gelir seni sevip okşar. Seni sevdiğinden değil ha, sırf kendini iyi hissetmek için yalandan sever. Kimi insanlığını kaybetmiştir. Gelir yemek verir, savunmasız çocuk masumiyetini, kendini senin bakışlarında arar. Kimi çocuğunun hevesinden kimi yalnızlıktan bunalıp evine alır sonra da sokağa atar ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam eder. Velhasıl her şeyi, herkesi çabuk unutur insan.  Birbirlerini sevemiyorlar ki bırak seni, beni, dünyayı sevsinler, düşünsünler. İnsan sevmeyeceksin. Ben bunu bilir bunu söylerim. O sebeple çok da şaşırmadım. İnsanlardan çoktan vazgeçtim. Sen de vazgeç. Kafaya takarsan ömürden yersin.”
“Değişmek ve değiştirmek isteyen insanlar değişemediklerinden ve hiçbir şeyi değiştiremediklerinden, hapsoldukları yeryüzünden gökyüzüne kaçıp uçmak, sadece uçmak istiyor; o yüzden özgürlüğü gökyüzü, bulut, kuş sanıyorlar sanırım. …” (sf. 40)

alıntı kitap

“Leylekler dedi ki: ‘Adamın götünü paslı jiletle keserler orada, aman dikkat et!” (sf. 55)

Güven mevzusunun sadece kendine güvenmekle, inanmakla bitmediğini anlamış, dünyanın da bu konuda yardım edip güvenli bir ortam sağlaması gerektiğini kavramıştı. Artık ne umudu ne neşesi ne de sevinci vardı. “Bir gün her yeri sevgi kaplayacağı” inancını inançsızlık sarmasın diye içiyor, içerek beynini uyuşturup hudutlar çiziyordu içindeki inanca. Zamanı durdurma yöntemi buydu. Öylesine yaşayarak… (sf. 62)

sibel karabulut


6- Her hayvan doğasını ve düzenini bozan insanoğlundan hesap sorma hakkına sahiptir. (sf. 70)

Özel Teşekkür: Desteği ve içtenliği için Sibel Karabulut'a...

2 yorum:

edebiyolcu dedi ki...

Farklı bir şeyler yapmak, insanın kendi kendini dinleyebilmesi ve istediği gibi kendini ifade edebilmesi insanı insan yapan şey değil mi zaten? Sanırım bu kitabın sayfa 9 daki o değerli satırlarından anladığım ve beni hayatı keşfetmeme iten o anlamlar daha da sürüklenmemi sağlayacak yolculukta olduğum limanlara.. Hiç aralıksız günlerce her satırını tekrar tekrar okuduğum bu kitabı kitaptandizgeler.blogspot.com blogu sayesinde keşfettim. Kaan Boğa'nın gerçek bir kitap sever olduğundan şüphem yok. Ayrıca bu özenli çizimler insanın dikkatini daha da çekiyor ve sanki kitabı daha da ulaşılmaz, daha da erişilmez bir değer olarak kılıyor. Kitap hakkındaki görüşlerimi 12. sayfa ile kapatıyorum 'İnsanların şehirden daha da karmaşık olduğunu anladım' selamlarımla..

esra dedi ki...

ne zamandır bloguna çizmiyordun özlemiştik kitabı da kitapyurdunda görüp sipariş ettim. sana çizdirdiyse iyidir. lütfen paylaşmaya devam et.

Yorum Gönder

 
;