17 Mart 2016 Perşembe

Görünmez Komite - Yaklaşan İsyan

yaklasan isyan

Hangi açıdan bakarsanız bakın, içinde bulunduğumuz zaman bize bir çıkış yolu bırakmıyor. Sahip olduğu tek meziyet de bu değil. Her şeyden önce umudunu korumak isteyenlerin ayaklarının altındaki zemini çekiyor. Ellerinde bir çözüm olduğunu öne sürenlere karşı hemen itirazlar yükseliyor. Herkes işlerin ancak daha da kötüye gidebileceği noktasında birleşiyor. “Geleceğin bir geleceği yok” anlayışı, görünüşteki kusursuz normalliğe rağmen, ilk dönem punkçıların bilinç seviyesine ulaşmış bir çağın bilgeliğidir. (sf. 7)

5 Kasım 2015 Perşembe

Yaratıcı Yazarlık - Stephen May

stephen may


Niçin yazdım? Çünkü hayatı yetersiz buldum.
                                                                                  Tennessee Williams (sf.1)

Ünlü Çek yazar Franz Kafka, gündüzleri sigorta memuru olarak çalışıyormuş. İçerdiği ince mizah ve zarif üslubu nedeniyle mesai arkadaşları onun yazdığı rapor ve tutanakları sabırsızlıkla beklermiş. (sf. 2)

2 Kasım 2015 Pazartesi

1339... Ya da Öyle Bir Yıl Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji - Nicholas Seare

1339 ya da öyle bir yıl

İncil’in Vahiy bölümüne şöyle bir göz gezdirdiğimizde, ilk Hristiyanlara dünyanın sonunun yaklaştığı korkusu verildiği görülür; aslına bakarsanız, onlar için gerçekten de dünyanın sonuydu. Her şeyden yoksun kılınmış, kendi nefislerini inkar etmek zorunda bırakılmış insanlara bu vaat iyi bile gelmişti. Sadece birkaç yılları kaldığı inancıyla, böyle bir yaşama katlanmaları kolaylaşıyordu. Bu yanlış yönlendirilmiş insanlar yaşamın nimetlerini kaçırdılar; güzelliklerden ve sürprizlerden korktular; kendi bedenlerini yok saydılar; zihinlerini her şeye kapadılar ve cennetten mal kaçırırcasına hazinelerini depoladılar –her ne kadar kısa bir süre için de olsa.*(Pascal’ın yazılmış ve kaybolmuş iddiası. N.S)

23 Ekim 2015 Cuma

Pyotr Kropotkin - Anarşi Felsefesi, İdeali



anarşi felsefesi, ideali

Bildiğiniz gibi, bir zamanlar insan Dünya’yı evrenin merkezi sanıyordu. Güneş, ay, gezegenler ve yıldızlar sanki yerküremizin etrafında dönüyordu. İnsan, ikamet ettiği bu yerkürenin, yaratılışın merkezini temsil ettiği kanısındaydı; kendisi de –gezegenin üstün varlığı- yaratıcının seçilmiş kuluydu. Güneş, ay, yıldızlar yalnızca onun için yaratılmıştı; Tanrı tüm dikkati ona yöneltmişti, en ufak davranışına bile göz kulak oluyordu, Güneş ilerleyişini onun için durduruyor, bulutların arasına giriyor, tarlaların ve şehirlerin üzerine sağanak yağmurlarını ve şimşeklerini, ya buralarda oturanların erdemini ödüllendirmek ya da işledikleri suçları cezalandırmak için yağdırıyordu. Binlerce yıl boyunca insan evreni bu şekilde tasarladı.