9 Ekim 2015 Cuma

Miyamoto Musashi - Beş Çember Kitabı



miyamoto musashi

Zen’de inceliklere yer yoktur, doğrudan şeylerin gerçek doğasına yönelir. Tören yoktur, öğreti yoktur: Zen’in ödülü, esas olarak kişiseldir. Zen’de aydınlanma davranış değişikliği anlamına değil, gündelik yaşamın doğasının kavranması anlamına gelir. Varış noktası, başlangıçtır ve büyük erdem, yalınlıktır. Kendo’nun Itto Ryu okulu Kriotoshi’nin gizli öğretisi yüz kadar tekniğin ilkidir.Bu öğreti, “Ai Uchi”, ya da karşındaki seni biçerken onu biçmek’tir. Bu uç noktada zamanlamadır… öfkesizliktir. Düşmanına onur konuğu olarak davranmak demektir. Aynı zamanda yaşamı terk edip, korkuyu saf dışı bırakmak anlamına gelir.

Kendo öğretileri, Zen öğrencisinin maruz kaldığı ürkütücü sözel saldırılara benzer. Kuşku ve eziyetlerin saldırısı altında, aklı ve ruhu girdaba kapılan öğrenci yavaş yavaş ustası tarafından kavrayış ve anlayışa ulaştırılacaktır. (sf 17)

Bir zamanlar biri, “Olgunlaşmamış strateji üzüntü kaynağıdır” demişti. Bu, doğru bir deyişti. (sf. 52)

Eğer Yol’u biliyorsan, onu her şeyde göreceksin. (sf. 59)

Bu kitabı incele, her sözcüğü okuduktan sonra üzerinde düşün. Anlamı gevşekçe yorumlarsan yolda yanılırsın. (sf. 65)

Coşkulara kapılmış bir ruh da güçsüzdür, bitkin bir ruh da. (sf. 65)
                                                                                                                                                               
İnsanlar tarafından aldatılamaz hale geldiğinde, stratejinin bilgeliğine erişmiş olacaksın. Stratejinin bilgeliği başka şeylerden farklıdır. Ruhunu istikrarlı kılabilmek için, savaş alanında sıkıştırılmış dahi olsan, durmaksızın bu strateji ilkelerini aramalısın. (sf. 66)

Bugün, dünkü benliğin üzerinde bir zaferdir; yarınsa senden daha güçsüz insanlar üzerine zaferin olacaktır. ( sf.77)

Düşmandan önce davranmanın üç yöntemi:
Saldırmaya karar verdiğinde sakinliğini koru ve düşmandan önce davranarak çabucak dal. Ya da ihtiyatlı bir ruhla ama kuvvetle ilerleyip bu ihtiyatla ondan önce davranabilirsin. Ya da, ruhunu olabildiğince güçlü tutarak ilerle, düşmana ulaştığında ayağını normalden biraz daha hızlı hareket ettir, onun dengesini bozarak şaşırt.
Veya ruhunu sakin tutup düşmanı yıkma duygusuyla saldırıya geç. Ruh, düşmanın derinliklerini kazanmadadır.
Ken No Sen’lerin tümü, bunlardır. (sf.81)

Düşman saldırdığında, hareketsiz dur ama güçsüz taklidi yap. Düşman sana ulaştığında, yana sıçramak istermiş gibi aniden çekil, sonra, düşmanın rahatladığını görür görmez de kuvvetle saldır. Bu, bir yoldur.
Ya da, düşman saldırırken sen daha da güçlü saldır, zamanlamasındaki şaşkınlıktan kazanmak için yararlan.
Tai No Sen ilkesi işte budur. (sf. 81)

Düşman hızla saldırıya geçtiğinde sende güç ve sükunetle saldırmalı, o yaklaştıkça zayıf noktasına nişan alıp onu kuvvetle alt etmelisin.

Ya da, eğer düşman sükunetle saldırıyorsa, hareketlerini kollayıp, bedenin uçarcasına onun devinimine katılmalı sonra da hızla hareket edip onu kuvvetle biçmelisin.

Tai Tai No Sen budur. Bunlar sözcüklerle yeterince açıklanamazlar. Burada yazılanları araştırmalısın. Bu üç önce davranma yolunda, durumu sen yargılayacaksın. Bu daima senin önce saldıracağın anlamına gelmez; düşman önce saldırsa da, onu yönlendirebilirsin. Stratejide düşmandan önce davranabildiğinde onu yenebilirsin. (sf. 82)

Strateji yarışmasında, düşman tarafından yönlendirilmek, kötüdür. Her zaman onu sen yönlendirebilmelisin. Doğaldır ki, düşman da daima bunu kollayacaktır, ama izin vermezsen senden önce davranamaz. Stratejide biçmeye kalkıştığında, düşmanı durdurabilmelisin; saldırısını püskürtebilmelisin ve göğüs göğüse geldiğinizde, sarmasından kurtulabilmelisin. “Yastığa bastırmanın” anlamı budur. Bu ilkeyi kavradıktan sonra, düşman dövüşte neyi öne sürerse sürsün, onu önceden görüp savuşturabilirsin. İşin ruhu, saldırısını daha “sal…” hecesinde denetim altına almak, atladığında atlayışını daha “at…” hecesinde denetlemek ve biçmesini daha “biç…” hecesinde yakalayabilmektir.

Stratejide önemli olan düşmanın yararlı eylemlerinin önüne geçip yararsız hareketlerine izin vermektir. Ama yalnızca bunu yapmak, savunudur. Öncelikle Yol’a uygun davranmalı, düşmanın tekniklerini savuşturmalı, planlarını okumalı, ondan sonra da onu doğrudan yönlendirebilmelisin. İyice temrin yapıp “yastığa bastırma”yı kavramalısın. ( sf.82-83)

“Zamanı bilmek” demek, düşmanın muharebedeki konumunu bilmek demektir. Gelişiyor mu, yoksa geriliyor mu? Düşmanların ruhunu gözlemleyerek ve en iyi konumu tutarak, düşmanın eğilimlerine hakim olup kendi adamlarını da buna uygun hareket ettirebilirsin. Stratejinin bu ülkesinden hareketle, yararlı bir konumda savaşarak kazanabilirsin.
Düelloda, düşmandan önce davranarak onun strateji okulunu, niteliğini ve güçlü ve zayıf noktalarını kavradıktan sonra saldırıya geçebilirsin. Ölçüm ve modülasyonunu, zamanlamasını kavradıktan sonra, duraksamaksızın bir tarzda saldır.

Zamanı bilmek, yeteneklerin iyiyse, eşyanın doğasını görebilmek demektir. Eğer stratejiyle iyice içli dışlı olmuşsan, düşmanın niyetlerini okuyabilecek ve kazanmak için pek çok fırsatın olacaktır. Bunu iyice çalışmalısın. (sf. 84)

“Düşman olmak”, kendini düşmanın yerine koymak anlamına gelir. İnsanlar bir evde kıstırılmış bir soyguncunun tahkimatlı düşman olduğunu sanırlar. Oysa “düşman olduğumuzu” düşündüğümüzde, tüm dünyanın bize karşı olduğunu ve kaçış yolu olmadığını duyumsarız. İçeride kapalı olan, sülündür. Onu yakalamak için içeri girense şahindir. Bunu bellemelisin. (sf.85)

“Dört elli düğüm” düşmanla senin aynı ruhta kenetlenmesi ve sonuca ulaşılamaması durumdur. Bu ruhu terk et ve başka bir yoldan saldır.

Geniş ölçekli stratejide, “dört-el” ruhu başat olduğunda, vazgeçme – bu, insanın varoluşudur. Bu ruhtan derhal sıyrıl ve düşmanın beklemediği bir teknikle kazan. (sf.85)

Düşmanın ruhunu göremediğin zaman “perdeyi açarsın”
Geniş ölçekli stratejide, düşmanın vaziyetini göremediğin zaman şiddetle saldırmak üzere olduğunu hissettir; böylelikle kaynaklarını keşfedebilirsin. Kaynaklarını bir kez öğrendikten sonra, farklı bir yöntemle onu alt etmek kolay olur. (sf. 86)

Geniş-ölçekli stratejide, düşman saldırıya geçtiği zaman tekniğini kuvvetle alt edebileceğini kendisine hissettirirsen, fikrini değiştirir. O zaman sen de ruh durumunu değiştirip onu boşluk ruhuyla önceleyip, alt et. (sf.86)

Birçok şey bulaştırılabilir. Uyku hali, esneme gibi. Zaman da bulaştırılabilir.
Geniş ölçekli stratejide, düşman heyecan belirtileri gösterip acele davrandığında, hiç aldırma. Tümüyle dingin dur, düşman bir süre sonra bundan etkilenecektir. Bu ruhu bulaştırdığını gördüğünde, Boşluk ruhuyla şiddetli bir saldırıya girişip onu yenebilirsin.
Tekil dövüşte, beden ve ruhunu gevşetip, düşmanın da gevşediği an, ondan önce davranıp güçle ve hızla saldırarak kazanabilirsin.
“Birini sarhoş etmek”  diye bilinen yol da buna benzer. Düşmana bezgin, dikkatsiz ya da güçsüz bir ruh da bulaştırabilirsin. Bunu iyice incelemelisin. (sf.86)

Boşluk ruhu, hiçbir şeyin olmadığı noktadır.
…Bu dünyadaki insanlar, nesnelere hatalı bakıyor, anlamadıklarını boşluk sanıyorlar. Gerçek boşluk bu değildir. (sf.105)

Ruhun hiç bulutlu olmadığında, yolunu şaşırma bulutları dağıldığında, gerçek boşluk, işte budur. (sf.105)

…ve boşluğu Yol olarak kavrarken, Yol’unda boşluk olduğunu görürsün.
Boşlukta erdem vardır, kötülük yoktur. Bilgeliğin varoluşu vardır, ilkenin varoluşu vardır. Yol’un varoluşu vardır, ruh ise hiçliktir. (sf.106)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
;